Başından beri planlı bir hamilelik geçirdim.
Tam anlamıyla anne olmaya kendimi hazır hissettiğimde doktora gittim kontrollerim için. Doktorun vermiş olduğu vitaminlerimi çok düzenli kullandım.
Hamileliğimde çok güvendiğim bir doktora emanet ettim kendimi ki; doktor ile doğru, samimi en önemlisi de gönül rahatlığıyla kurulan huzurlu bir iletişim, annelik duygularıyla bir evlat dünyaya getirmek çok önemlidir bu aşamada. Hamileliğim boyunca dışarıdan fastfood tarzı besinler hiç tüketmedim. Bol bol sebze ve meyve yedim (ikimizin de doğal vitamine ihtiyacı var! ). Hatta o kadar çok meyve yedim ki .. vitamin deposu gibi geziyordum . Hamilelik dönemimde en çok korktuğum şey erken doğumdu. Günler geçtikçe doğum yaklaştıkça en ufak bir kıpırdamada ‘acaba doğuruyor muyum?’ diye panik oluyordum . Doktorumuz başından beri her kontrollerimizde İnci’nin gelişimini ultrasona göre iki hafta önceden gittiğini söylüyordu yani kilosu yerinde bir bebek olacağını tahmin ediyorduk. Bu tahmin benim aldığım kilolardan da belliydi . Anne olmayı planlarken ve hamile olduğumu öğrendiğim günden beri hep normal doğum istedim ama nasip olmadı.  Bilinmeli ki bu; anne ve bebek için çok sağlıklı bir yöntem !
Aylar hızlıca geçerken en son 39. hafta kontrolünde doktorumuzun öngörüsü ile normal doğum yapmamın mümkün olamayacağı kararına vardı. İnci gelmek istemiyordu, keyfi yerindeydi . (Birde bana sorun ).
Evladımızın kokusunu içime çekmeye, sonsuz bir sevgi ile ömür boyu gözlerinin içine bakmaya sabırsızlanırken 39+2 de planlı bir sezaryanla dünyaya geldi bebeğimiz.
Boyu 51 cm, kilosu 3940gr’dı.
Varlığı ise; paha biçilemez…